Türkiye’nin son 20 yıldaki gayrimenkul tercihleri, yaşam ihtiyaçlarımız ve tasarruf
alışkanlıklarımızın farklılık göstermesi ile birlikte değişiklik göstermeye başladı. Geçmişte hane
halkında çalışan sayısı az iken özellikle son yıllarda kadınların iş yaşamına fazlasıyla katılımı ve
hanenin gelirinin artması ile birlikte yatırım aracı olarak gayrimenkulün ön plana çıkması, bu
paralelde yoğun iş yaşantısı ile birlikte sosyal hayata ihtiyacın fazlalaşmasıyla, seçilecek
gayrimenkullerin civarındaki olanaklar ve en önemlisi ulaşım akslarına yakınlığı önemli hale
geldi. Türkiye’de; konut finansmanın gelişimi ve arz yoğunluğu sonrası ev satın alma yaş
aralığı 29-35 yaş aralığına gerilemiş durumda. Ayrıca, yeni evli çiftlerin çocuk sahibi olma veya
daha az çocuk sahibi olma istekleri, seçilecek konutların gayrimenkul metrekare ihtiyaçlarını
da düşürmüş durumda. Klasik 3+1, 120 m2 daire tipi ihtiyaçlarından daha küçük metrekareli
ve daha az oda sayısına sahip konutlar tercih edilir hale geldi. Bu konut tiplerinin inşaat
firmaları tarafından daha fazla arz edilmesi ve daha büyük metrekareli konutlara göre daha
ucuz ve uygun ödeme planlarına sahip oluşu özellikle karı-koca çalışan çiftlere cazip gelmeye
başladı. Bir kişinin geliri hanenin geçimini devam ettirirken, diğer kişinin geliri ise konut
kredisinin ödemesini sağlamakta. Bahsetmiş olduğum bu konulara paralel son yıllarda gelişen
toplu ulaşım imnakları ve şehrin özellikle görece olarak uzak noktalarının iş merkezlerine
yakın hale gelmesi ile birlikte; Beylikdüzü, Esenyurt, Başakşehir, Pendik, Tuzla, Sancaktepe
bölgeleri yeni çiftler için hem konut tipleri hem de ödeme kolaylığı açısından cazip duruma
geldiler. Örneğin; şehrin merkezi noktaları olan Kadıköy, Şişli gibi bölgelerde ortalama m2
fiyatları 7000 TL ile 8000 TL arasında, bu yeni yapılan konut projelerinde daha yukarılara
çıkabiliyor, Beşiktaş 14 TL’lik ortalama m2 fiyatıyla şu an İstanbul’un en yüksek değerine
sahip olan bölgesi. Kira piyasasına baktığımızda yine merkezi bölgelerdeki m2 fiyatları 35-45